Logo
Beyaz Masa
0 (236) 357 10 84

15 Bin Fidan Toprakla Buluşuyor

08 Mayıs 2019

Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin, ekonomisi tarıma dayalı olan Saruhanlı’da yerli tohum üretimini teşvik etmek amacıyla “Tüketen Değil, Üreten Saruhanlı” projesini hayata geçireceklerini ve proje kapsamında üreticilere 15 bin fidan dağıtacaklarını bildirdi.

Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin’in son yıllarda gündemi meşgul eden tarım sektöründeki gelişmeler ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Tarımın önemli geçim kaynağı olduğu Saruhanlı için de yeni projelerin müjdesini verdi.

Bilgin, şunları kaydetti;

“Son yıllarda Tarım sektöründeki gelişmeler sürekli gündemi ziyadesiyle çok fazla meşgul etmektedir.Yüksek seyreden kırmızı ve beyaz et fiyatları, para etmeyen çiğ süt, tarlada kalan domates, depoda bekleyen patates ve soğan vs. bunları çok fazla örneklendire biliriz. Öte yandan tarladan markete pazara yüzde 200-300 fark atan diğer meyve ve sebzeler… Bu tip hatalardan dolayı Üretici kan ağlıyor, tüketici isyanda olduğuna şahit olmaktayız.

Saruhanlımızda, Manisa da hatta Türkiye’de tarıma bakış açısının köklü şekilde değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle tarımsal üretim politikasına bütüncül bakış açısını benimsememiz lazım. Bitkisel ve hayvansal üretim birbirinden bağımsız düşünülemez. Bu iki alan birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Bir tarafta yaşanan aksaklık ya da eksiklik diğer tarafı olumsuz etkilemektedir.

Türkiye’de tarım sektörünün kendi içinde farklı sorunları vardır. Bu sorunların büyük çoğunluğu ortak noktada birbiriyle örtüşmektedir.

Sorunlar nelerdir dediğimizde;

1- Türk tarımında plansız üretim sorunu var. Üretici kendi haline bırakılmış durumda. Arz-talep dengesinin sağlanmadığı bir yerde fiyat istikrarından söz etmek zordur. Kim, nerede, hangi ürünü ne kadar ekiyor, dikiyor ya da yetiştiriyor? Ürünlerin ne kadarı iç tüketime, ne kadarı ihracata gidiyor? Hangi ürünü ne kadar ithal ediyoruz? Bu veriler ışığında üretim planlaması yapılıp, doğru teşvik ve tarımsal devlet desteklemeleri ile yönlendirilmelidir.

2- Girdi maliyetleri çok yüksek. Tohumdan gübreye, yemden mazota ve ilaca kadar girdi kalemlerinin önemli kısmının ithal edildiği bir ülkede mevcut konjonktürde üreticinin mağduriyeti kaçınılmaz olmaktadır.

3- Üretici dağınık yapıda.  Tabela ötesine geçip gerçek anlamda kooperatifleşme seviyesi çok düşük. Böyle bir ortamda Organize olmayan üretici de haliyle ne girdi fiyatlarını kontrol etme ne de ürünün satış fiyatını belirleme şansına sahip.

4- Veriler sağlıklı değil. Başta Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri olmak üzere tarım sektörüne yönelik veri tabanının güvenilirliği tartışma konusu. Bunun yeniden sağlıklı bir şekilde oluşturulması gerekiyor. Aksi takdirde, elinizde doğru veri olmadan doğru projeksiyon oluşturmak ve geleceğe yönelik üretim planlaması yapmak mümkün değildir.

5-  Farklı ürünler açısından serbest piyasa ekonomisi adı altında bir boşluk söz konusu. Tarım sektörü spekülasyonlara açık bir sektördür.  Gerekli altyapı ve düzenlemeler ile büyük ve küçük tarım politikaları oluşturulması gerekiyor.

6- Kamu kurumlarının işlevselliği yeterli değil. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), Et ve Süt Kurumu (ESK), Tarım Kredi Kooperatifleri ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) gibi kurumlar olması gereken düzenleyici ve destekleyici etkiyi sağlayamıyor.

7- Tarımla ilgili yeterince Ar-Ge çalışmaları yeterli düzeyde olmadığı aşikârdır.

8-  Orta ve uzun vadeli tarım politikalarına ve reformlara ihtiyaç var. Üstü açık fabrika olarak da nitelenen tarım sektörü için üretimden ihracata kadar farklı süreçlerdeki olası risklere karşı ‘acil eylem planları’ oluşturulmalıdır.

9- Verilen destek ve hibelerin etki analizi yapılmıyor. Geçen yıl tarıma 14.8 milyar TL destek verildi. Ancak bunun tarımsal üretimde verimlilik başta olmak üzere nasıl bir etki yarattığı analiz edilmiyor.

Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse;

Üretim artışına paralel olarak katma değerli ürünlerin ve alternatif pazarların yaratılmadığı bir ortamda siz ne kadar ucuza üretirseniz üretin, rekolteyi ne kadar yüksek tutarsanız tutun, ürününüzü hak ettiği değerden pazarlayamıyorsanız boşa kürek çekiyorsunuz demektir. Bugün yaşadığımız tablo bunun kanıtı değil mi? Kısacası yukarıda değindiğimiz kronik sorunlara kalıcı çözümler bulmadığımız sürece tarım ve gıda sektörüne yönelik tartışmalar yıllar boyu sürüp gidecektir.Olan, adeta varlık içinde yokluk çeken üreticisinden tüketicisine 82 milyona olacaktır.

Saruhanlı Belediye Başkanı olarak güzel ilçemiz de “ÖZE DÖNÜŞ” projesini hayata geçirerek TÜKETEN DEĞİL ÜRETEN SARUHANLI olma yolunda ışık tutacağız. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Ekonomi Tarımdan geçmektedir sözünü kendimize yol gösterici olarak görüp Belediye olarak aydınlık yarınlar için yerli ve milli üretime destek vererek halkımıza yerli tohum, fideler dağıtımı yaparak yerli üretimin önünü açmaya karar verdik. Bu bir başlangıç olup önümüzde ki yıllarda Hobi bahçeleri ve seralarla tam anlamıyla bu konuyu daha da ileriye taşıyacağız.

 

Hatta kooperatifleşme yoluna giderek bölgemizde yetişen ürünlerin birçoğunu Türkiye pazarında yerini bulmasını planlamaktayız.  Saruhanlı ilçe Belediyesi olarak  organik satış noktaları yaparak halkımızın ürettiği her ürünün buralarda satışları sağlanacaktır.

 

Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki BİLGİN olarak ben kolları sıvadım. Aydınlık yarınlar için bu projemizin Önce Saruhanlımıza sonra Türkiye’mize hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim.